MURİS MUVAZAASI NEDİR ?

12 Oca

MURİS MUVAZAASI NEDİR ?

Genel No Response

MURİS MUVAZAASI NEDİR ?

Muvazaa, üçüncü kişilerden mal saklamak amacıyla yapılan, kişinin iradesine uymayan aldatma işlemidir. Görünürdeki işlem ve gizli işlem olmak üzere iki temeli vardır. Kişilerin, asıl iradelerine uymayan bir işlemi üçüncü kişilere varmış gibi gösterdikleri işlem görünürdeki işlemdir. Aralarında asıl kurmak istedikleri işlemse gizli işlemdir.

Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarruflar muris muvazaası olarak adlandırılır. Bu amaçla yapılmış olan işlemler hukuka aykırı olup, genellikle miras bırakan kimseler tarafından bu durumun hukuka aykırı olduğu bilinmemektedir. Muvazaanın varlığını kabul edebilmek için bazı koşulların varlığı aranmaktadır. Bunlar;

  • Tarafların bilerek ve isteyerek diğer mirasçıların payını zedeleme amaçlarının olması,
  • Yapılmak istenen işlemle yapılan işlemin birbirinden farklı olması,
  • Tarafların muvazaalı bir işlem yapacakları konusunda anlaşmasıdır.

Temlik işlemi genel olarak ölümden önce yapılmaktadır. En çok rastlanan türlerinden biri, miras bırakanın taşınmaz malını mirasçılarına satış yoluyla temlik etmesidir. Muris muvazaasının birden fazla nedeni olabilir. Bazı bölgelerde erkek çocuklarının kız çocuklarından üstün tutulması, kişinin ikinci bir eşi varsa onun etkisinde kalarak ondan doğan çocuklarına daha fazla imkan sağlamak istemesi, minnet borcu, psikolojik etkenler gibi pek çok nedenle miras bırakan muris muvazaasına başvurmuş olabilir.

“Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine, dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Taşınmaz önce murisin kızının iş arkadaşına, sonra kızına son olarak da miras bırakanın ölümünden sonra davalı olan eski eşine devrettiği saptanmıştır. Satmasına rağmen çekişme konusu taşınmazda ölünceye kadar miras bırakanın oturduğu sabittir. Kiracılık savunmasına karşı herhangi bir kira bedelinin ödendiği kanıtlanmış değildir. Ayrıca taşınmazın temlik tarihlerinde saptanan değerleri ile gerçek bedelleri arasındaki fark da temlikin gerçeği yansıtmadığının bir diğer görüntüsüdür. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.( Yargıtay 1.HD. E.2006/2257 K.2006/4810 T. 26.4.2006)”

MURİS MUVAZAASI KİMLER TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEBİLİR?

Muvazaa iddiası, yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar, yararına vasiyet edilenler, vasiyetnamedeki koşullardan yararlanan kimseler tarafından ileri sürülebilir. Bu kişiler miras bırakan öldükten sonra, ölüme bağlı tasarrufun iptali davası açabilirler. Mirastan çıkarılanlar, mirası reddedenler, mirastan vazgeçenler, bu davayı açamazlar.[1]

MURİS MUVAZAASI HANGİ SÜRELER İÇİNDE İLERİ SÜRÜLEBİLİR?

Muris muvazaası davasında herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Muvazaayı öğrenen taraf, her zaman tapu iptal davası açabilir. Ancak bu durumun bir istisnası vardır: Mirasbırakanın ölümünün üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra açılan muris muvazaası davasının, dürüstlük kuralına uygun olarak açıldığı söylenemeyecektir. Dolayısıyla TMK m.2’ye uygun olmayan bir durumda açılan tapu iptal davasının reddi gerekir. “Tüm bunların yanında, her ne kadar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalar hak düşürücü süre ya da zamanaşımına tabi değil ise de, mirasbırakanın 19.09.1978 tarihinde öldüğü halde, aradan 23 yıl geçtikten sonra dava açılmasının da Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesine uygun olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay 1. HD. E. 2013/21251, K. 2014/11685, T.  12.06.2014)”

MUVAZAA DAVASI HANGİ MAHKEMELERDE AÇILIR?

Mirastan mal kaçırma davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise tasarrufa konu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

MURİS MUVAZAASININ İSPATI

Muris muvazaasından bahsedebilmek için, mirasbırakanın asıl iradesinin ne yönde olduğunu duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit etmek gerekmektedir. Bunun için Yargıtay’ın da yararlandığı bazı kriterler bulunmaktadır.

Murisin ve miras bıraktığı kişinin ekonomik durumu: Murisin mirasçılarından birinin ekonomik durumunun diğer mirasçılardan kötü olması, murisin ona daha fazla mal bırakarak zayıf durumda olan mirasçısını korumak istemesi durumunda muvazaa hali karşımıza çıkmaktadır.

Yaşadıkları yerin gelenekleri ve toplumun eğilimi: Bazı yörelerde erkek çocuk, kız çocuğundan üstün tutulduğundan kız çocuklarına hiç mal bırakılmayıp, erkek çocukları arasında mal varlığının bölüştürülmesi geleneğine bağlı kalınarak mal kaçırma yapılabilir.

Murisin ve mirasçılarının ilişkileri: Muris, mirasçılarından biriyle daha yakın olabilir, mirasçılarından biriyle birlikte yaşamış veya mirasçılarından biri ona yaşlılığında daha fazla bakmış, bu nedenle murisin o mirasçısına karşı bir minnet borcu olmasına neden olmuş olabilir. Murisin ilk eşinden olan bir çocuğu varsa, ikinci eş faktörüyle ilk eşten olan mirasçılardan mal kaçırmak niyetinde olabilir. Bu gibi ilişkilere dikkat edilmelidir.

Malın dolaylı olarak yasal mirasçılardan birine dönmüş olması: Mirasbırakan, malını üçüncü bir kişiye satmış veya satmış gibi göstermiş olabilir. Bunun üzerine, mirasbırakanın mirasçılarından biri bu malı üçüncü kişiden almışsa burada hileli satış olduğu kabul edilir. Malın satıldığı kişi, bu malı hiç kullanmamış, mal hiç kendisinin eline geçmemiş olabilir. Üstelik malı satın almak için herhangi bir bedel ödememiş ya da danışıklık içinde bir ödeme yapmış olabilir.  Bu halde mirasçılardan biri, satışı dolaylı olarak başkası üzerinden devralırsa burada muvazaanın varlığından söz edilir. Burada ilk satışın yapıldığı üçüncü kişinin murise olan yakınlığı da önemli rol oynamaktadır. “…çekişme konusu taşınmazdaki murise ait payın diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı şekilde emanetçi olarak davalıya temlik edildiği ve taşınmazın dava dışı mirasçı… tarafından kullanıldığı saptanarak, davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA… (Yargıtay 1. HD. E. 2014/17888 K. 2016/6898 T. 06.06.2016)”

Malın gerçek bedelinden çok daha düşük bedel ile satılması: Malın, değerinin çok daha altında bir bedele satılması, bu malın elden çıkarılmaya çalışıldığı sonucunu doğurmaktadır. Murisin söz konusu malı aciliyetle elden çıkarmasını gereken bir durum olmadığı takdirde, bu halde muvazaanın varlığı açık olacaktır. Bunun yanında üçüncü kişinin malı satın alma gücünün olup olmadığı da önem taşımaktadır.

Murisin satış yapma sebebinin olmaması: Olayın tümüne bakıldığı zaman, murisin ekonomik durumu çok iyi olabilir ve bu nedenle satış yapmasına gerek olmayabilir. Satış yapıldıktan sonra alınan herhangi bir mal olmaması, satış bedelinin ne şekilde kullanıldığının tespit edilememesi, murisin satıştan sonra oturduğu başka bir evinin bulunmaması gibi durumlar da muvazaanın varlığını ispatlar niteliktedir.

MURİS MUVAZAASININ İSTİSNALARI

Murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemler iptal davasına konu olup muvazaa nedeniyle iptal yaptırımı uygulanır. Ancak bazı istisnai işlemlerin muvazaa nedeniyle iptali mümkün değildir.

  1. Elden (Gizli) Bağış Olgusu

Mirasbırakan, 3. Kişiden aldığı taşınmazın tapu kaydını, ödeme gücü bulunmayan mirasçının üzerine yapıp, ödemeyi kendisi gerçekleştirir. Diğer mirasçılar ise ölümden sonra “gizli bağış” nedeniyle tapu iptalini talep ederler. En çok karşılaşılan örneği, ikinci eş üzerine tapu kaydı oluşturulmasıdır. Burada bakılması gereken en önemli nokta, saklı payı zedeleme kastının olup olmadığıdır. Muvazaanın var olduğunun kabul edilebilmesi için saklı payı zedeleme kastının olması gerekir.

  • Denkleştirmeye Tabi Bağış

Mirasbırakan tarafından alt soyu lehine yapılan karşılıksız kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabidir ve kural olarak miras payına mahsuben yapılmış sayılır. Uygulamada bu tür davalar “iade davası” olarak tanımlanmakta olup, muvazaa davasından farklıdır. “Davacı, miras bırakanın 18.04.2005 tarihinde davalı (eşine) aktardığı paranın, miras payına mahsuben verildiğine dair bir delil getirememiştir. O halde davalıya aktarılan para ile ilgili denkleştirme isteğinin reddi gerekir. 1.HD. 09.04.2009-625/6776” (YKD 2010/7 s.1256)

  • Evlilik Sözleşmesindeki Bağış ve Bağış Vaadi

Evlilik sırasında karı kocanın birbirine mal veya para vermesi, vermeyi vaat etmesi, bağışlaması geçerlidir. Burada yine dikkat edilmesi gereken kısım, saklı payı zedeleme kastının olup olmadığıdır. “Davacı, miras bırakanın ilk eşinden olma çocuğu olup, kendisinden mal kaçırıldığını, miras bırakanın ikinci eşine yani davalıya taşınmazını muvazaalı devrettiğini iddia etmektedir. Somut olayda miras bırakanın mal kaçırma amacı olduğu söylenemez. Çünkü, davalı (ikinci eş) evlilik süresi boyunca hasta olan miras bırakanın bakımını yerine getirmiş, bu bakım bir minnet duygusu oluşturmuştur. Ayrıca, taşınmazın temliki de tamamen karşılıksız yapılmadığından somut olayda muvazaa olmadığından tapu iptal ve tescil davası reddedilmelidir (Yargıtay 1.HD 2014/11683 karar).”

  • Mirastan Feragat Sözleşmesi

Bu sözleşme ile mirasçılar, murisin ölümünden sonra kalan terekedeki haklarından feragat eder. Sözleşme yazılı yapılmalı ve miras bırakan da sözleşmeye katılmalıdır. Aksi takdirde sözleşme geçerli olmayacaktır. Buna göre yapılan bir mirastan feragat sözleşmesi varsa, feragat edenin muris muvazaası nedeniyle açacağı dava reddedilir.

  • Kadastro Tespiti Sırasında Murisin İrade Beyanı

Miras bırakan, taşınmazların kadastro tarafından tespiti sırasında bu taşınmazların davalı adına tespitine muvafakat vermişse, yapılan işlem şekil yönünden hukuka uygun ve geçerli olur. Bu işlemin muvazaa nedeniyle iptali istenemez. “Mirasbırakanın tespit tarihinden önce ölmesi halinde tespit tutanağının kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmişse, muvazaa sebebiyle tapu iptali ve tescil davası artık dinlenmez, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerekir. Bunun aksine muris tapulama tespitinden sonra ölmüş ise, mirasçıların dava hakkı bu tarihten sonra doğduğundan 3402 s. Kanunun m.12/3 de yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. (HGK 18.04.1990-1/359-257 s. Kararından)” [2]

  • Tapusuz Taşınmazlar ve Taşınır Mallar

Tapusuz mal, taşınır mal hükmünde olduğu için, yalnız zilyetliğin devrini içeren bu sözleşme herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Dolayısıyla muvazaa nedeniyle bu malların bağışlanması işlemine karşı iptal davası açılamaz.

  • Murisin Evlat Edinmesine Karşı Mirasçıların Muvazaa İddiası

Muris, sağlığında evlatlık ilişkisini benimsediğinden diğer mirasçılar bu ilişkinin muvazaalı olduğu iddiasıyla evlatlık ilişkisinin iptali isteminde bulunamazlar. Yargıtay da evlatlık ilişkilerinde muvazaa iddiasının dinlenmeyeceği görüşündedir.

MUVAZAA DAVASI İLE TENKİS DAVASI FARKLARI

TMK 560 “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.” Tenkis davası, yenilik doğuran bir dava türüdür.

  1. Konu bakımından: Tenkis davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen tasarruflarına karşı açılan yenilik doğuran bir davadır. Muvazaaya dayalı davanın konusu ise geçersiz işlemlerdir.
  2. Taraflar bakımından: Tenkis davası, yalnız saklı pay sahibi mirasçılar tarafından açılabilir. Muvazaa davası, miras hakkı zedelenen bütün mirasçılar tarafından açılabilir.
  3. Zaman bakımından: Muvazaaya dayalı dava, her zaman açılabilir. Tenkis davası ise TMK 571’e göre mirasçıların, saklı paylarının zedelendiklerini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.  Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
  4. Öncelik bakımından: Tenkis ve muvazaa davası kademeli olarak açıldığı takdirde öncelikle muvazaa iddiası dikkate alınır.
  5. Hüküm bakımından: Tenkis davasında hüküm, saklı pay oranında söz konusu tasarrufun iptaline ya da bedelin tahsiline ilişkin kurulur. Muvazaa davasında ise istek olduğu takdirde tapunun tamamen iptaline de karar verilebilir.
  6. Yetki bakımından: Tenkis davasında, TMK 576 uyarınca mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Muvazaa davasında ise tasarrufa konu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) niteliği itibariyle nispidir. Bu tür muvazaada miras bırakan gerçekten taşınmazını devretmek ister. Ancak amacı, mirasçılarını miras haklarından yoksun bırakmaktır. Bu nedenle asıl amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapuda bir satış sözleşmesiyle (iradesini bu doğrultuda açıklamak suretiyle) devreder. Buna göre muvazaa halinden bahsedebilmek ve buna dayanarak dava açabilmek için ispatlanması gereken en önemli şey; mirasbırakanın asıl iradesinin, görünen iradesinden, duraksamaya yer bırakmayacak şekilde farklı olmasıdır. Bu durumun varlığı halinde hakkı zedelenen bütün mirasçılar tarafından tapu iptali davası açılabilir.

YARGILAMA GİDERLERİ VE VEKALET ÜCRETİ

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları nispi harç ve nispi vekalet ücretine tabidir. Davanın açılışında beyan edilen değer üzerinden harç ödenmekteyse de yargılama süresinde muvazaaya konu taşınmazın bilirkişi marifeti ile tespit edilen değeri üzerinden harç tamamlanmaktadır. Yargılama sonunda hükmedilecek vekalet ücreti de taşınmaz değeri üzerinden hesaplanmaktadır. Dava belirsiz alacak davası olarak açılabilmektedir.


[1] İnal, Nihat: Örnek Dilekçe ve Kararlarla Açıklamalı Miras Davaları, Ankara 2016, s.344

[2] Günay, Erhan: Mirastan Mal Kaçırma, Ankara 2015, s.123


234 Comments

Would you like to join the discussion? Feel free to contribute!

Write a Reply or Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

KIDEM TAZMİNATI Ocak 12, 2020