24 Haz

İcra Hukukunda Takip Yolları

icra hukuku No Response

İcra İflas Hukukunun bireysel takip yollarından olan genel haciz yolu ile takip alacaklının alacağına en kısa yoldan kavuşmasını sağlayan bir takip yoludur. Bunun sebebi olarak ise alacaklı kişinin elinde herhangi bir belge olmasa dahi takip talebi ile icra dairesine başvurarak borçluya karşı haciz yoluna girişebilecek olmasıdır. İlk bakışta genel haciz yolu sadece alacaklının alacağına kolayca kavuşması için hüküm altına alınmış bir yol olarak görülebilir. Oysa İcra İflas Kanunu bu takip yoluyla alacaklıya vermiş olduğu kolaylıklara karşı borçluyu da koruma altına almış ve borçlu açısından bir çok düzenlemeye yer vermiştir. Kısaca değinmek gerekirse, haklıbir nedene dayanmayan ya da varolmayan bir alacak dolayısıyla başlatılacak takiplere karşı, borçluya borca itiraz etme hakkı tanınımıştır.. Nitekim borçlu olmadığı halde icra takibiyle karşı karşıya kalan taraf aleyhine bozulan çıkarlar dengesi, bu kez alacaklıyı haksız olarak borca itiraz eden borçluya karşı borca itiraz müessesesi ile yeniden kurulabilmektedir.Ne var ki, haklı nedene dayanan alacak için de borca itiraz yoluna başvurularak denge alacaklı aleyhine de bozulabilir. Böyle bir durumda alacaklı, itirazın kaldırılması için icra tetkik merciine başvuracak ya da genel mahkemelerden itirazın iptal edilmesi kararı alacaktır. Alacaklı, aralarında önemli farklar bulunan bu iki yoldan dilediğini seçmekte serbest olmadığından itirazın kaldırılması için icra tetkik merciine başvurabilmek için daha doğrusu bu başvurudan olumlu sonuç alabilmek için elinde İcra İflas Kanunu’nun 68.maddesinde sayılan belgelerden birinin olması gerekmektedir. Hiç kuşku yok ki icra mahkemesinden itirazın kaldırılması kararı alınması genel mahkemelerden itirazın iptali kararı alınmasına oranla çok daha hızlı olacaktır. İnceleme konumuz olan Genel Haciz Yolunda Ödeme Emrine İtiraz olduğu için bu kurumlar detaylı şekilde incelenecek ve herhangi bir hak kaybına neden olunmaması açısından takip edilmesi gereken süreçler, bu süreçler açısından düzenlenen süreler üzerinde durulacaktır. Gerek alacaklı gerek borçlu açısından haklı yada haksız olmaları halinde karşılaşılacak durumlar ve bu durumlara karşı ne tür yollara başvurabilecekleri konusu üzerinde durulacaktır.

1. BÖLÜM

1. İCRA HUKUKU

1.1. GENEL BİLGİ

İcra iflas hukuku sisteminde icra takiplerinin tamamı icra dairesi eliyle sürdürülmektedir. Yani icra hukuku açısından asıl organ icra dairesidir. İcra dairesi kendisine yapılan başvuruları değerlendirirken çok farklı alanlarda yetkisini kullanmaktadır. Bu fonksiyon ifa edilirken (icra takibi) yapılan işlemlerin ve memurun yetkisinin hukuka uygunluğu şikayet ve itiraz müesseseleri ile denetlenmektedir. Şikayet ile icra memurunun yaptığı işlemler denetlenirken itiraz ile tarafların icra takibinin maddi ve usul hukuku açısından doğru olup olmadığı değerlendirilmektedir.

İcra hukuku prosedürü tabi hukuk işlemleridir. Geçerli ve etkili olabilmeleri açısından kanunun öngördüğü süre ve şekillerde yapılması gereklidir. Aksi halde hak yitimine uğranılacaktır.

1.2. CEBRİ İCRA ÇEŞİTLERİ

İcra ve ifla hukukunda cüz’î ve küllî icra olmak üzere iki çeşit takip yolu bulunmaktadır. Cüz’î icrada borçlunun karşısında bir veya birkaç alacaklısı vardır. Borçlunun malvarlığındaki şeylerden bir veya birkaçı cebrî icranın konusunu oluşturmaktadır. Bu mallar alacaklının alacağına kavuşması için cebr’i icra organları tarafından haczedilir, satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. 1baki 33

Küllî yani toplu icrada (iflasta) ise borçlunun karşısında bütün alacaklıları vardır. Borçlunun tüm malvarlığı cebrî icraya konu teşkil eder. Borçlunun bütün malvarlığı satılır ve elde dilen para ile borçlunun bilinen tüm alacaklılarının alacağı ödenir. Cüz’i icra ile ‘İcra Hukuku’, küllî icra ile de ‘İflas Hukuku’ ilgilenir.

1 Kuru, Baki ; Arslan, Ramazan; Yılmaz, Ejder : İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, 21. Bası, Ankara : 2007, s.33

1.3.İCRA HUKUKUNUN BÖLÜMLERİ

1.3.1.İLAMLI İCRA

İlamlı icranın uygulanması açısından mutlaka mahkemece verilmiş bir hükme ihtiyaç vardır. Türk Hukukunda üç hüküm çeşidi vardır; eda hükümleri, tespit hükümleri ve inşai hükümler. Cebr-i icra prosedürü sadece eda hükümleri için yürürlüktedir. Eda dışında kalan hükümler ise icraya konu teşkil etmezler. 2

İstisnalar dışında bir ilamın icrasını isteyebilmek içim hükmün kesinleşmesi gerekmemektedir. İstisnalar ;

Gayrimenkul aynına yönelik hükümler

Gemilere yönelik hükümler

Şahsın hukukuna yönelik hükümler

1.3.2.İLAMSIZ İCRA

İlamsız icra prosedürü bir çok batı hukukunda bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde istisnai olarak vardır. Elinde kambiyo senedi ya da ilam bulunmayan bir alacaklının alacağına icra yoluyla kavuşmasının tek yolu ilamsız icra takibi başvurmaktır. Bu takip yolu,gerek borçlu gerekse alacaklı tarafından kolayca kötüye kullanılmaya açık olduğundan bunları engelleyerek çıkarlar dengesini korumak için yasada borca itiraz ve inkar tazminatı gibi çeşitli yollar öngörülmüştür. 3 İlamsız icra sadece para ve teminat alacakları için geçerlidir. İlamsız icrada alacaklının alacağının bir mahkeme ilamı ile hükme bağlanması ya da elinde alacağını ispata gerekli olan bir belge olması gerekmemektedir. Yani alacaklı alacağı hakkında daha önce mahkemede dava açıp bir hüküm elde etmek zorunda kalmaksızın ya da alacağa ilşkin bir belgeye sahip olmaksızın alacağını elde etmek için icra dairesine başvurarak icra takibi yapabilmektedir. İlamsız icra prosedüründe dikkat edilmesi gereken husus bu icra yolunun sadece para alacakları için yürütülebilecek olması şartıdırç ancak İİK bu hükme bir istisna getirmiş ve kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin bitmesi hallerinde kiralananın ilamsız icra yolu ile tahliye edilebileceğini kabul etmiştir.

2 Tanverdi, Mücahit : Bahçeşehir Üniversitesi İcra-İflas Hukuku Ders Notları, 2008

3 Kuru, Arslan, Yılmaz, s. 35

1.3.2.1..İLAMSIZ İCRA ÇEŞİTLERİ

1.3.2.1.1. GENEL HACİZ YOLU İLE İLAMSIZ İCRA

Alacaklının para alacağı bir kambiyo senedine bağlanmamış ise başvurulacak takip yolu genel haciz yolu ile ilamsız icra takibidir. Genel haciz yoluna başvurulabilmesi için alacağın bir belgeye bağlanması gerekli değildir. Alacak para alacağı olup rehinle temin edilmiş ise o halde alacaklı öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak mecburiyetindedir.

Özet olarak genel haciz yolu rehinle temin edilmemiş ve bir kambiyo senedine de dayanmayan tüm para alacaklı için başvurulabilecek bir yoldur.4 Genel haciz yolu ile ilamsız icra uygulamada en sık rastlanan icra yoludur. Dolayısyla kanun genel haciz yolunu geniş bir şekilde düzenlemiş diğer icra yollarında genel haciz yoluna ilişkin hükümlere göndermelerde bulunmuştır.

1.3.2.1.2. .KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu açısından da alacaklının alacağını elde edebilmesi için mahkemeye başvurarak bir hüküm elde etmesine gerek yoktur. Bu nedenle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu bir ilamsız icra dahil olup onun bir çeşididir. Kanun kambiyo senetleri olan çek, poliçe, bonolara mahsus olmak üzere özel bir tekip yolu kabul etmiştir. (m. 167 – 176/b). Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu genel haciz yoluna benzemektedir. Aradaki en büyük farklardan bir tanesi kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurabilmek için alacağın bir senede dayanmasının gerekmesidir.

1.3.2.1.3. KİRALANAN TAŞINMAZLARIN İLAMSIZ İCRA YOLU İLE TAHLİYESİ

İstisnai olarak düzenlenmiş olan bu ilamsız icra yolunda herhangi bir ilama ihtiyaç duyulmaksızın icra takibine girişlebilmektedir.

4 Kuru, Arslan, Yılmaz, s. 111

1.3.2.1.4. REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA İCRA TAKİBİ

İcra hukukunda kural olarak alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı doğrudan ilamlı ya da ilamsız haciz yoluna başvuramamaktadır. Alacaklı ilk önce rehnin paraya çevrilmesi için icra dairesine başvurmak zorundadır. (m.45) Bu başvuru ile başlayıp, rehnin satılarak bedelinden rehin alacaklısının alacağının ödenmesi ile biten takip yoluna rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip denilmektedir.

Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip kural olarak bir ilamsız icra türüdür. Ancak alacaklı mahkemeye başvurarak bir hüküm elde etmişse o halde yürütülecek olan prosedür rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip olacaktır. Dolayısıyla açıklamalardan da anlaşılacağı üzere rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip ilamlı ve ilamsız olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

2. GENEL HACİZ YOLU

2.1.TAKİP TALEBİ VE ÖDEME EMRİ

2.1.1. TAKİP TALEBİ

Alacaklının icra dairesine başvurarak alacağının cebri icra yolu ile tahsil edilmesini istemesine takip talebi denir.Takip talebi yetkili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılır (m.58,I). Ancak uygulamada ki iş yoğunluğu sebebiyle takip talebinin sözlü olarak icra dairesine bildirilmesi mümkün olamamaktadır.

Takip talebinde; alacaklı ve borçlunun kimliği ve adresleri, vergi kimlik numaraları, varsa vekillerinin isimleri, adresleri, alacağın TL cinsinden tutarı ve faizli alacaklarda faiz oranı ve faizin işlemeye başladığı gün, temerrüt faizi isteniyorsa temerrüt tarihi ve takip gününe kadar işlemiş olan temerrüt faiz miktarı bulunur. Takip bir senede dayanıyorsa senedin aslı veya onaylı örneği takip talebine eklenir.

Takip bir senede dayanıyor ve alacaklı açıkça vade tarihinden itibaren faiz istememiş ise, bu halde faiz, takip tarihinden itibaren hesaplanır. Vade tarihi bulunmayan senetlerde de durum aynıdır.

Alacaklı takip talebinde faiz, gider vergisi ve komisyon istememişse, aynı takipte daha sonradan bunları talep edemez. İcra harç ve giderleri (vekalet ücreti de dahil) takip talebinde belirtilmemiş olsa bile bunları zaten icra dairesi hesaplayacaktır.

Genel haciz yolu ile takip alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlamaktadır. Takip talebini alan icra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir ve borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmezse takip kesinleşmektedir. Bu ihtarın tebliği borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse kendisini mütemerrit kılmakdatır.Ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra icra dairesince haciz safhasına geçilmekte daha sonra da borçlunun malları satılarak alacaklı alacağına kavuşturulmaktadır

Genel haciz yolundaki ödeme emrinin içeriği ;

Ödeme emrinde nelerin yer alacağı İİK m 60’da düzenlenmiştir. Bu hükme göre ödeme emrinde yer alması gerekenler şöyledir;

1. Takip talebindeki kayıtlar

2.Borcun ve takip gierlerinin yedi gün içinde ödenmesi ihtarı’’’ borçlu temerrüde düşmemişse ödeme emerindeki bu ihtarın tebliği aynı zamanda borçluyu mütemerrit kılar.

3. Borçlunun ödeme emerine 7 gün içinde itiraz edebileceği ihtarı

4.Bu 7 gün içinde borç ödenmez ve itiraz da edilmezse icra takibine devam edileceği ihtarı

5. İcra müdürünün mühür ve imzası

2.1.1.1. TAKİP TALEBİNDE BULUNULMASININ SONUÇLARI:

Takip Hukuku Bakımından:

Takip talebini alan icra dairesi 3 gün içinde borçluya bir ödeme emri göndermek zorundadır.

İcra ve İflas Kanunu’nun tayin ettiği bazı süreler korunmuş olur ( m.264,270 ve 272)

Takip talebi tarihi hacze iştirak için esas alınır

Takip talebinden sonra, borçlunun açtığı menfi tespit davasında ihtiyati tedbir ile takip durdurulamaz (m.72,III).

Borçlar Hukuku Bakımından

Takip talebi ile takip konusu alacak hakkında zamanaşımı kesilmiş olur. (müteselsil borçlulardan birine karşı yapılan takip, diğer borçlular için de zamanaşımını keser).

Takip talebinde bulunulduğunda borçlu mütemerrit olur (Daha önce temerrüde düşürülmemişse artık en son bu anda temerrüde düşmüş sayılır)

2.1.2. ÖDEME EMRİ

Ödeme emri icra dairesi tarafından borçluya yapılan bir resmi ödeme davetidir. Borçlunun itirazı halinde ihtardan başka hiçbir hukuki neticeye sahip olmadığı halde buna karşı itiraz ileriye sürülmemiş olan hallerde ise tıpkı kesin bir mahkeme hükmüne benzer şekilde icra işlemlerinin uygulanmasına olanak sağlar. İtiraza uğramamış olan ödeme emri kesin bir kuvvet kazanır.5 Ve artık bir cebri icra belgesi halini alır. Ödeme emri takip talebi üzerine düzenlenir. Takip talebi üzerine icra memuru alacaklının ileri sürdüğü alacağın maddi varlığını, muacceliyetiini, likid olup olmadığını tahkik etmeksizin ödeme emrini düzenlemeye mecburdur. Memurun bu hususta araştırma yetkisi yotur. Burada şu sonuca varılır; bir alacaklı aynı alacak için müteaddit ödeme emirleri düzenletebilir. İcra hukukunda usul hukukkunun derdestlik itirazına benzer bir müessese düzenlenmemiştir. Bu sebeple borçlu buna ancak itiraz yolı ile engel olabilir. Aksi halde birden fazla takibe birbirinin yanında devam edilir ve bunlardan hiçbirisi batıl değildir. İcra memurunun alacağı kontrol etme yetkisi bulunmadığı için aynı alacak için yapılan ikinci takip talebi üzerine ödeme emrini düzenlemekten kaçınmayacaktır. Ancak aynı alacak için iki ayrı takip yolunu aynı zamanda izlemek mümkün değildir.

3. ÖDEME EMRİNE İTİRAZ

Borçlunun borçlu olmadığını veya alacaklınıun takip yapma yetkisinin bulunmadığını icra dairesine bildirmesine itiraz denir.6 Ödeme emrine itiraz, ödeme emrinin tebliğinden sonra icra dairesine açıkladığı ve kanun tarafından özel hukuki sonuçlar öngörülmüş bir beyandır. İtiraz ile borçlu takibe karşı koymaktadır. Borçlu bu itirazı ile takip konusu borcun tamamen veya kısmen mevcut olmadığını ileriye sürmekte veya alacaklının takibe girişmek hakkının bulunmadığını beyan etmektedir. Borçlunun itirazda bulunabilmesi için ona bir ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması gerekir. Ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan beyan itiraz olarak kabul edilmez. Ödeme emrine itiraz ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak takibin başlatıldığı icra dairesine yapılır. Beyan edilmiş olan itiraz borçlu tarafından her zaman geri alınabilir. İCRA MAHKEMESİ’NE yapılan itiraz geçersizdir.

5 Üstündağ, Saim : İcra Hukukunun Esasları, Legal Yay. 2004, s.78

6 Kuru, Arslan, Yılmaz, s. 141

Borçlunun yedigün içinde ödeme emrine itiraz etmesi ile birlikte icra takibi kendiliğinden durur. İcra İflas Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenen bu hükümden anlaşılan itirazın, alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı araştırılmadan düzenlenip gönderilen ödeme emrine karşı borçluya tanınmış bir savunma mekanizması olduğudur.

3.1.İTİRAZ SEBEPLERİ

İtiraz sebeplerini iki ana başlıkla maddi hukuka ve takip hukukuna dayanan itirazlar ile ileri sürülüş bakımından itirazlar olarak ayırmak mümkündür. İlk ayrımda yer alan maddi hukuka dayanan itirazlar itfa, ibra, takas, mahsup, zamanaşımı, alacak takibinin şarta bağlandığı haller ile muacceliyetin doğmamış olması olarak; takip hukukuna dayanan itirazlar ise yetki, derdestlik, alacağın likid olmadığı itirazı olarak belirtilebilir.

İleri sürülüş bakımından itirazlar ise imzaya ve borca itiraz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Borçlu kendisine ödeme emri tebliğ edildikten sonra ödeme emrine karşı iki farklı itiraz tipinde bulunabilir. Aralarında bir çelişki olmamak kaydıyla imzaya itiraz eden borçlunun borca da itiraz edebilmesini engelleyen yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak borçlu aynı zamanda takip hukukuna ilişkin bir itirazda da bulunmuşsa o halde mahkeme ilk olarak bu itirazları inceleyecektir.

Örneğin takibe dayanak teşkil eden alacaklının senedinin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle imza inkarında bulunduğunu bildiren borçlu aynı zamanda söz konusu senedin vadesinin gelmediğini ileri sürerek muacceliyet sebebiyle borca da itiraz edebilecektir.

Maddi hukuka veya takip hukukuna ilişkin itiraz sebepleri,

1. Maddi hukuka dayanan itiraz sebepleri

Alacak hiç doğmamıştır veya istenildiği kadar değildir.

Alacağı doğuran sözleşme batıldır.

Alacak muaccel değildir.

Borç son bulmuştur, ödenmiş veya zamanaşımına uğramıştır.

Alacak taliki bir şarta bağlıdır,

Alacaklı veya borçlu sıfatı yoktur vs.

2.Takip Hukukuna dayanan itiraz sebepleri

Yetki itirazı

Takibin yapıldığı icra dairesinin «yetkisiz olduğunu» bildirmek isteyen borçlunun, bunu diğer itiraz sebepleri gibi- icra dairesine, itiraz süresi içinde bildirmesi gerekir.56 Yetki itirazının esas hakkındaki itirazla birlikte -yani; borçlu aynı zamanda, borca veya imzaya da itiraz etmek istiyorsa, bu itirazla birlikte yapılması gerekir (İİK. mad. 50/III). Borçlu, ödeme emrine borç ya da imza yönünden itiraz ederken yetki itirazında bulunmamışsa, daha sonra -itiraz süresi dolmadan da- artık takibe yetki yönünden itiraz edemez.Borçlunun yaptığı yetki itirazının da geçerli olabilmesi ve takibi durdurabilmesi için yasada açık bir hüküm bulunmamasına rağmen yetkili icra dairesinin neresi olduğunun, yetki itirazında açıkça belirtilmesi gerekir. 7 Alacaklının aynı alacak için bir takip yaptığı ve bu takibin devam ettiği

Hakkında aciz vesikası olan borçlunun, yeni mal iktisap etmediği yönündeki itirazı

Alacak miktarının belirli olmadığı yani alacağın likid bulunmadığı,

Alacaklının bir sözleşme ile icra takibinde bulunma hakkından vazgeçtiği

3.1.1.İLERİ SÜRÜLÜŞ ŞEKLİ BAKIMINDA İTİRAZ SEBEPLERİNİN ÇEŞİTLERİ

3.1.1.1.İMZAYA İTİRAZ

Alacaklı bir adi senede dayanarak icra takibi yapmakta ise borçlu bu adi senet altındaki imzanın kendisinin olmadığını ileri sürerek itiraz edebilir buna imzaya itiraz denir.

Borçlu, imzaya itirazını açıkça ve ayrıca bildirmek zorundadır. Açıkça ve ayrıca itiraz edilmezse adi senet altındaki imza kabul edilmiş sayılır.

Yukarıda bahsi geçtiği üzere borçlu imza itirazı ile çelişmeyen borca itiraz sebeplerini de bildirebilir. Örneğin, imzaya itiraz ile zamanaşımı itirazı, takas itirazı çelişmez; ancak imza itirazı ile borcun ödendiği itiraz çelişir, bu halde borçlunun imzaya itiraz etmediği borca itiraz ettiği sonucuna varılabilir. İmzaya itiraz ile çelişmeyen borca itiraz sebeplerinin de bildirildiği durumda borçlu imzaya itiraz etmiş sayılır. İmza itirazı ile birlikte yetki itirazında da aynı durum vardır.

7 İbiş, İsmail : Genel Haciz Yolu İle İlamsız Takiplerde Ödeme Emrine İtiraz, s. 11

İcra takibi imzası noterlikçe onaylı bir senede dayanıyorsa borçlu imza inkarında bulunamaz. Bu durumda genel mahkemelerde sahtelik davası -menfi tespit davası- açabilir. Bu davanın takibe etkisi mahkemenin vereceği ihtiyadi tedbir kararına bağlıdır. Aynı şekilde resmi daire ve resmi makamların yetkileri dahilinde verdikleri belge ve makbuzlara dayanan icra takibinde imzaya itiraz edilemeyecektir. Zira bu belgeler düzenleyen makamların tasdikini içerir. Borçlunun bu belgeler altında herhangi bir imzasının bulunması söz konusu değildir. Borçlu bu belgelerdeki imzaya açıkça ve ayrıca itiraz etmişse bu itiraz borca itiraz sayılır.

 


34 Comments

Would you like to join the discussion? Feel free to contribute!

Write a Reply or Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

İŞÇİNİN REKABET YASAĞI Ocak 12, 2020